6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da İstanbul Sözleşmesi’nin 18. maddesine uygun olarak şiddete uğrayan ve şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadın, çocuk, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının yararlanabileceği koruyucu ve önleyici olmak üzere iki farklı tedbir türü düzenlenmiştir. Önleyici tedbirler esasen şiddet uygulayan kişilere yönelik düzenlemelerdir ve devletin potansiyel şiddetin önlenmesine yönelik tedbirlerini içerirler. Koruyucu tedbirler ise Kanun kapsamında korunan kişilere yönelik düzenlemelerdir ve şiddet gerçekleşmeden, gerçekleştikten sonra ya da gerçekleşmesi ihtimalinde şiddetin önüne geçilmesi ve ikincil mağduriyetleri önlemek amacıyla bu tedbirlere hükmedilir.1
Düzenlenen tedbirlerin uygulanması için şiddet gören ya da şiddet görme tehlikesi bulunan kişi yazılı, sözlü veya başka suretle ilgili makam ve mercilere ihbarda bulunabilir. Bu ilgili makam ve merciler; polis, jandarma, vali, kaymakam, Cumhuriyet Başsavcılığı, yaşadığı ilde kurulmuşsa ŞÖNİM’ler, Aile Mahkemesi, Aile ve Sosyal Politika Bakanlığı il ve ilçe müdürlükleridir. Koruyucu tedbirler, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amir ve kolluk tarafından verilebilirken; önleyici tedbirler bu hallerde ancak kolluk tarafından verilebilir. Aile Mahkemesi’nin ise hem koruyucu hem de önleyici tedbir kararlarını alma yetkisi vardır. Kanun’un 8. maddesi uyarınca koruyucu tedbirlerin verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz, mağdurun beyanı yeterlidir. Önleyici tedbirler bakımından ise tedbirlerin şiddet uygulayanın kişilik haklarına yoğun müdahale içermesinden dolayı şiddetin uygulandığı konusunda delil veya belge aranmaması yönünde bir düzenleme yapılmamıştır.
Bu tedbirler, geçici hukuki koruma niteliğindedirler ancak Türk Medeni Kanunu (TMK) ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) kapsamında düzenlenen geçici hukuki koruma tedbirlerinden farklı yönleri vardır. Örneğin koruyucu ve önleyici tedbirler için diğer geçici hukuki koruma tedbirlerinden farklı olarak itiraz yolu öngörülmüşken temyiz yolu öngörülmemiştir. Ayrıca koruyucu ve önleyici tedbirlere hükmedilmesi amacıyla şiddet ve şiddet tehdidinden haberi olan herkes ihbarda bulunabilirken, diğer geçici hukuki koruma tedbirleri için yalnızca hak sahibinin başvuruda bulunması mümkündür. Son olarak, koruyucu tedbirler diğer geçici hukuki koruma tedbirlerinden farklı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amir tarafından karar verilebilmektedir.2
- ÖNLEYİCİ TEDBİRLER
6284 sayılı Kanun’un ikinci maddesinin ilk fıkrasının (g) bendine göre, şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışları uygulayan ve uygulama tehlikesi bulunan kişilere “şiddet uygulan” denilmektedir. Şiddet uygulayan kişilere karşı olayın niteliği dikkate alınarak Uygulama Yönetmeliği’nin 3. maddesinin ilk fıkrasının (p) bendinde tanımlanmış olan önleyici tedbir kararlarına hükmedilir. Öğretide önleyici tedbir kararlarının şiddeti dolaylı yoldan uygulayan ve uygulama tehlikesi bulunan kişiler aleyhine de verilebilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.3
Kanun’un 5. maddesinin 1, 3 ve 4. fıkralarında belirtildiği üzere önleyici tedbirlere hâkim tarafından karar verilmesi kuraldır, ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında gecikmesinde sakınca bulunan hallerde birtakım önleyici tedbir kararlarının kolluk amirleri tarafından verilebileceği belirtilmiştir.
Önleyici tedbir kararları açısından koruyucu tedbir kararlarının düzenlendiği Kanun’un 8. maddesinin 3. fıkrasındaki gibi şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmayacağı şeklinde bir düzenleme yapılmamıştır. Öğretide bu düzenleme açısından şiddetin uygulandığına yönelik kesin deliller aranmaması, şiddetin ve şiddet tehlikesinin varlığına ilişkin belirtilerin olmasının yeterli olduğu söylenmektedir.4 Aynı şekilde, hakimin delil konusunda sıkı davranmayıp her somut olay üzerinde ayrıca değerlendirme yaparak şiddet belirtileri konusunda takdir yetkisini kullanması gerektiği de ayrıca savunulmaktadır.5
- Hâkim Tarafından Verilebilecek Önleyici Tedbir Kararları
Hâkim somut olayın özelliklerine göre Kanun’un 5. maddesinde belirtilen tedbirlerden birine veya birkaçına hükmedebileceği gibi, uygun göreceği benzer ve kanunda sayılmayan tedbirlere de hükmedebilmesi hâkimin takdirine bırakılmıştır.
6284 sayılı Kanun’un 5. Maddesi uyarınca aile mahkemesi hâkimi;
- Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması tedbirine hükmedebilir. Uyarı niteliğinde bir tedbir olup, kanun kapsamında gerçekleşen tüm şiddet eylemlerinde verilebilecek bir tedbirdir. Her ne kadar 4320 sayılı Kanun’unda da düzenlenmiş olan bu tedbirin öncelikle uygulanması ve yeterli olmadığı ya da olmayacağı anlaşıldığı takdirde diğer tedbirlere de hükmedilmesi tavsiye edilmişse de her iki kanunda da bu şekilde bir düzenleme bulunmamakta ve bu durum kanunun amacına uygun düşmemektedir.6 Bu tedbir Uygulama Yönetmeliği’nin 18. maddesinde de düzenlenmiştir.
- Şiddet uygulayanın korunan kişi ile kaldığı müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhal uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi tedbirine hükmedebilir. Buradaki müşterek konuttan kasıt, sadece ikametgâh adresi olan ev değil yazlık ev, kır ve bağ evleri gibi konutları da kapsamaktadır. Bulunduğu yer kapsamına ise şiddet uygulayan ve korunan kişinin kaldıkları otel, yurt gibi yerler girebilmektedir.7 Uygulama Yönetmeliği 19. maddesindeki düzenlemesine göre şiddet uygulayanın uzaklaştırıldığı konutun elektrik, kira, su, doğalgaz vs giderlerini karşılamaya devam edeceği, kira sözleşmesini feshedemeyeceği veya kamu konutu tahsisinin kaldırılması yönünde talepte bulunamayacağı belirtilmiştir. Bu tedbire aykırı davranışın aynı zamanda konut dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturacağına yönelik görüşler bulunmaktadır.8
- Şiddet uygulayanın korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması tedbirine hükmedebilir. Uygulama Yönetmeliği 29. maddesi uyarınca hâkim kararı verirken hangi mesafeye kadar yaklaşamayacağını da belirleyebilir, belirlemediyse bu mesafe korunan kişiler tarafından görülmeyeceği bir alanı kapsar.9 Konuta okula ve işyerine yaklaşılmaması tedbirinin amacı kişileri şiddet uygulayandan korumak olduğundan bu tedbire aykırı davranışlar aynı zamanda konut ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturmamaktadır.10
- Şiddet uygulayan hakkında çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması yönünde bir tedbir kararına hükmedilebilir. Bu tedbirin hem çocuklarına şiddet uygulayan aile bireyleri hakkında hem de çocuğun velayet hakkında sahip olan kişiye yönelik şiddet uygulayan hakkında verilebilmesi mümkündür. Bu tedbir ayrıca Uygulama Yönetmeliği’nin 21. maddesinde düzenlenmiştir.
- Gerekli görülmesi halinde şiddet uygulayanın korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin haller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması tedbirine hükmedilebilir. Çocuklarına yaklaşmaması tedbirine hükmedilebilmesi için daha önce aile mahkemesince kişisel ilişki kurulmasına yönelik bir karar verilmemiş olmalıdır, böyle bir karar verilmesi halinde ise burada belirlenmiş zamanlar dışında uygulanabilecek bir tedbirdir. Uygulama Yönetmeliği’nin 22. maddesinde düzenlenmiştir.
- Şiddet uygulayanın korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi tedbirine hükmedebilir. Bu düzenleme göz önüne alındığında korunan kişilerin malvarlığı haklarının da korunduğu anlaşılmaktadır. Öğretide korunan kişinin şahsına ait olmayıp ona emanet edilen eşyaya zarar vermenin de bu kapsamda değerlendirilmesi, ev eşyalarından kastın da mülkiyetinin kimde olduğuna bakılmadan ortak kullanıma özgülenmiş tüm eşyalar olduğu ileri sürülmektedir.11 Bu tedbir Uygulama Yönetmeliği’nin 23. maddesinde düzenlenmiştir.
- Şiddet uygulayanın korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi tedbirine hükmedebilir. Uyarı niteliğinde olan bu tedbirle iletişim yolları aracılığıyla uygulanan psikolojik ve cinsel şiddetin önüne geçilmek istenmiştir. İletişim araçları kapsamına telefon, faks, e-posta, telgraf, mektup, radyo, televizyon girebilir. Uygulama Yönetmeliği’nin 24. maddesinde düzenlenmiştir.
- Şiddet uygulayanın bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahlarını kolluğa teslim etmesi tedbirine hükmedebilir. Bu tedbire hükmedilirken ayrıca bu silahın şiddet sırasında kullanılmış olması aranmamaktadır. Silahların korkutma, tehdit ve şiddet uygulama amaçlı kullanılabilir olması veya kullanılma ihtimali bulunması yeterlidir.12 Öğretide teslim edilecek silahın geniş mi yorumlanacağı yoksa sadece ateşli silahlar olarak mı yorumlanacağı tartışması bulunmaktadır.13 Silahlar tedbir süresince kolluk kuvvetlerince geçici muhafaza altına alınırlar ve süre bitiminde şiddet uygulayana iade edilirler. Uygulama Yönetmeliği’nin 25. maddesinde düzenlenmiştir.
- Şiddet uygulayan silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı bağlı olduğu kuruma teslim etmesi tedbirine hükmedebilir. Uygulama Yönetmeliği’nin 26. maddesinde düzenlenmiştir.
- Şiddet uygulayanın korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisindeyken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması halinde, hastaneye yatmak dahil, muayene ve tedavisinin sağlanması tedbirine hükmedebilir. Uygulama Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca şiddet uygulayanın tedavisinin ŞÖNİM tarafından ilgili kurum ve kuruluş ile koordinasyon içerisinde takip edileceği ve bu süreçte ŞÖNİM’in kolluktan yardım isteyebileceği düzenlenmiştir.
- Şiddet uygulayanın bir rahatsızlığı sebebiyle şiddet içeren eylemlerde bulunması halinde bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması tedbirine hükmedebilir. Sayılan rahatsızlık fiziksel veya psikolojik olabilir. Uygulama Yönetmeliği’nin 28. maddesi uyarınca şiddet uygulayanın illerde il sağlığı müdürlüğü ve varsa ruh sağlığı şubesi tarafından, ilçelerde toplum sağlığı merkezi tarafından kamuya ait sağlık kuruluşuna sevk edileceği, ŞÖNİM’e bilgilendirme yapılacağı düzenlenmiştir.
Ayrıca, hâkim 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirlerin alınmasına hükmedebilir. Bu tedbirler korunan kişilerin çocuk olması halinde uygulanabilecektir. Burada sayılan tedbirler çocukların aile ortamında korunması amacıyla çocuğun bakımından sorumlu kişilere yönelik danışmanlık, eğitim, bakım ve barınma konularına ilişkin tedbirlerdir.
TMK hükümleri uyarınca velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar verilmesine hükmedebilir. Korunan kişinin çocuk olması durumunda, şiddete yönelik diğer koruyucu ve önleyici tedbirleri etkili olmaz veya olamayacakları anlaşılırsa şiddet uygulayanın korunan çocuk üzerindeki velayet hakkı kaldırılabilir. Korunan kişinin malvarlığı yönetilmesi için şiddet uygulayandan kayyıma devredilebilir. Korunan kişi şiddet uygulayanın yardımı olmadığı takdirde yoksulluğa düşecek yakınlarından ise bu kişilere yardım nafakası ödenmesine hükmedilebilir. Şiddet uygulayan önceden kurulmuş olan kişisel ilişki hakkını yükümlülüklerine uymayarak ihlal ettiği takdirde bu hakkı kaldırılabilir. Şiddet uygulayan aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan kişi ise ve TMK hükümlerine göre nafakaya hükmedilmediyse, korunan kişinin yaşam düzeyi göz önünde bulundurularak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedilebilmesi mümkündür.
- Kolluk Amirleri Tarafından Verilebilecek Önleyici Tedbir Kararları
Kolluğun yaptığı risk değerlendirmesi sonucunda derhal işlem yapılmadığı takdirde şiddet eyleminin önlenememesi, kişinin can güvenliği, hak ve hürriyetlerinin korunmasının tehlikeye girmesi, korunan kişinin zarar görmesi, şiddet eyleminin iz, eser, emare ve delillerinin kaybolması, şiddet uygulayanın kaçması veya kimliğinin tespit edilememesi veya aile mahkemesine başvuru ve karar alma sürecinde geçecek süre ile yaşanacak gecikmelerin telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olacak olması hali, Uygulama Yönetmeliği’nin 3. maddesinin ilk fıkrasının (c) bendi uyarınca gecikmesinde sakınca bulunan hal olarak adlandırılmaktadır.
6284 Sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kolluk amirleri gecikmesinde sakınca bulunan hallerde şiddet uygulayan hakkında;
- Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması,
- Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi,
- Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması,
- Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıdıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması
önleyici tedbirlerine hükmedebilir.
Kolluk amirinin karar evrakını en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk iş günü içinde hâkimin onayına sunması gerekir. Hâkim tarafından 24 saat içerisinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar. Böyle bir durumda hâkimin yeniden önleyici tedbir kararına hükmetmesi mümkündür.
- TEDBİR KARARININ VERİLMESİ
- Başvuru ve İhbar
6284 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca şiddet veya şiddet uygulama tehlikesinin varlığı halinde herkes durumu resmi makam veya mercilere ihbar veya şikâyet edebilir. İhbar ve şikâyet Uygulama Yönetmeliği’nin 3. maddesinin ilk fıkrasının (g) bendinde tanımlanmıştır. İhbarı veya şikâyeti alan kamu görevlileri görevlerini gecikmeksizin yerine getirmek ve tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdürler. Kamu görevlilerinin bu yükümlülüğe uymamaları Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 257. maddesi uyarınca görevi kötüye kullanma ve 279. maddesi uyarınca kamu görevlisinin suçu bildirmeme suçlarının kapsamına girmesi mümkündür.
Ayrıca Uygulama Yönetmeliği’nin 6. ve 12. maddesi uyarınca mülki amir ve hâkim koruyucu tedbirlere re’sen hükmedebilir. Önleyici tedbirlere de aynı şekilde re’sen karar verilebileceği konusunda görüşler vardır.14
Şiddet mağdurunun sonradan tedbir talebinden vazgeçmesi veya tedbir kararının alınmaması yönünde başvuruda bulunması halinde şiddet eylemini sadece şiddet mağdurunun değil herkesin bildirebildiği göz önüne alındığında ve İstanbul Sözleşmesi’nin bu konuya yönelik 55. madde düzenlemesi uyarınca yine de mahkemenin yargılamanın devam etmesi gerekmektedir.15
- Yetkili ve Görevli Merci
Kanun’un 8. maddesi uyarınca tedbirlerin uygulanması en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer aile mahkemesi hakiminden, mülki amirden ya da kolluk amirinden talep edilebilir. Sayılan yerlere yapılacak başvuru ilgililerin talebi üzerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl ve İlçe Müdürlükleri, ŞÖNİM veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısı aracılığıyla da yapılabilir.
- Tedbir Kararının Süresi, Tebliği ve Gizlilik
Kanun’un 8. Maddesinin 2. fıkrası uyarınca tedbir kararları ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Şiddet ve şiddet uygulama tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hallerde ise re’sen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirler bakımından değişiklik yapılmasına, sürelerin uzatılmasına, kaldırılmalarına veya aynen devam etmelerine karar verilebilir.
Uygulanan tedbirin şiddeti önlemede yetersiz kaldığı durumlarda talep üzerine veya re’sen tedbirin şekli değiştirilebilir ve farklı bir tedbir uygulanmasına karar verilebilir. Uygulama Yönetmeliği’nin 30. maddesi uyarınca şiddetin veya tehlikesinin ortadan kalktığı halde tedbirin kaldırılmasına karar verilebilir. Bu durumda verilen karar korunan kişiye de tebliğ edilir.16
Tedbir kararlarının tebliğ şekli ise Kanun’un 8. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, verilen tedbir kararı, korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir. Talep reddedilirse karar sadece korunan kişiye tebliğ edilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde karar şiddet uygulayana kolluk birimi tarafından bir tutanak ile derhal tebliğ edilir. Ancak kararın şiddet uygulayana veya korunan kişiye tebliğ veya tefhim edilip edilmemesi kararın derhal uygulanmasına başlanacağını değiştirmemektedir.
- Tedbir Kararına Karşı İtiraz
Kanun’un 9. maddesi uyarınca verilen tedbir kararlarına karşı tefhim veya tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ilgililer aile mahkemesine itiraz edebilirler. Bu itirazı lehine ve aleyhine tedbir kararı verilen kişiler ilgili sıfatıyla yapabilirler. Bu kişilerin yanı sıra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da ilgili sıfatına sahiptir.
İtiraz üzerine dosyanın tedbir kararını veren mahkemeye değil birden fazla daire bulunması halinde kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, tek daire bulunması halinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkimin aynı olduğu durumda en yakın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesi eleştirilmektedir. 628 sayılı Kanun’un amacına uygun olarak delil aramadan ve gecikmeksizin karar vermek zorunda olan hâkimin verdiği karara yönelik itirazın da yine o hâkim tarafından incelenmesi gerektiği görüşü bulunmaktadır.17 Yapılan itiraz hakkında itiraz merci bir hafta içinde karar verir, bu kararlar kesindir.
Öğretide söylendiği üzere, Kanun’un 10. maddesinin 5. fıkrası uyarınca tedbir kararın ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemiş olması kararın uygulanmasına engel teşkil etmediği gibi, itiraz edilmesi de uygulanmasına teşkil etmemektedir.18
- Tedbir Kararlarının Uygulanması
Kanun’un 10. maddesi uyarınca hakkında koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilen kişilerin yerleşim yeri, bulunduğu yer veya tedbirin uygulanacağı yer kolluk birimi kararın uygulanmasında etkin rol oynar. Bu kolluk birimi şiddet mağdurunun bulunduğu konutun haftada bir kez ziyaret edilmesi, yakınları ve komşuları ile iletişim kurulması, konutun çevresinde araştırma yapılması gibi eylemlerde bulunur ve bunları tutanağa geçirirler.19
Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yerine getirilecek “kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerin değiştirilmesi” tedbiri dışındaki tedbirlerin takibi ise ŞÖNİM’ler tarafından yapılmaktadır.20
Nafaka ödenmesine ilişkin önleyici tedbir kararları ise nafaka alacaklısının veya borçlusunun yerleşim yeri icra müdürlükleri tarafından icra edilmektedir. Ayrıca Kanun’un 18. Maddesi uyarınca nafaka yükümlüsünün Sosyal Güvenlik Kurumu ile bağlantısı olması durumunda şiddet mağdurunun başvuru aranmadan nafaka yükümlünün aylık, maaş ya da ücretinden icra müdürlüğünce tahsil edilecektir.
- Tedbir Kararlarının Uygulanmasında Teknik Araç ve Yöntemler
Kanun’un 12. maddesi uyarınca tedbir kararları uygulanırken teknik araçlardan ve yöntemlerden yararlanılabilir. Buna göre, şiddet uygulayana takılacak olan elektronik kelepçe ya da bilekliğin korunan kişiye verilecek bir mobil cihaz veya panik butonu yardımıyla kullanılabileceği öngörülmüştür.21
- Tedbir Kararına Aykırı Davranılması
Kanun’un 13. maddesi uyarınca tedbir kararına aykırı davranılması durumunda şiddet uygulayanın fiili bir suç oluştursa bile, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla 3 günden 10 güne kadar zorlama hapsine tabi tutulacağı düzenlenmiştir. Zorlama hapsinin amacı bir kişiyi kendisine düşen yükümlülüğe uymaya zorlamaktır. Bu düzenlemenin nedeni olarak tedbir kararına aykırı davranışın aynı zamanda bir suç teşkil ettiği halde failin hem bu suç nedeniyle ceza alması hem de zorlama hapsine tabi tutulması ile bir fiilden dolayı birden fazla kez cezalandırılma yasağına aykırı olacağı düşünülmüş olabilir. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin 28.11.2013 tarih ve 2013/119 s. Esas, 2013/141 s. Kararı uyarınca zorlama hapsinin bir disiplin hapsi niteliğinde olduğu, bu nedenle hapis cezası olmayıp suçun işlenmesini önleyen bir yaptırım olduğundan ceza kavramı dışında değerlendirilmesi gerektiği yönünde görüşü bulunmaktadır.22
Tedbir kararına aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresinin 15 günden 30 güne kadar arttırılacak olduğu ve bu sürenin toplamda 6 ayı geçemeyeceği düzenlenmiştir. Tedbir kararının tebliği veya tefhimi sırasında zorlama hapis hakkında ihtar yapılır. Bu ihtarın yapılmaması halinde zorlama hapsine karar verilip verilemeyeceğine yönelik bir düzenleme yoktur. Bir görüşe göre ise bu ihtarın yapılmamış olması zorlama hapsine yönelik bir karar verilmesine engel teşkil etmektedir. Tedbir kararlarına aykırı davranışın mağdurun ihbarı veya kolluğun tespiti ile ortaya çıkması durumunda ihlale ilişkin evrak düzenlenerek doğrudan aile mahkemesi hakimine iletilir. Ancak bu sırada şiddet uygulayanın gözaltına alınıp alınmayacağı düzenlenmemiştir.23
Kanun’da zorlama hapsi kararlarına karşı kanun yolu düzenlenmemiştir. Bu nedenle, tedbirlere aykırılık nedeniyle verilen zorlama hapsi kararlarının kesin olduğu ve korumanın hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğinden kararın derhal uygulanacağı görüşünde olanlar vardır.24 Ancak, Uygulama Yönetmeliği’nin 34. maddesine göre, zorlama hapsi kararlarına karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebileceği belirtilmiştir.
Korunan kişinin tedbir kararına aykırı hareket ettiği durumda ise tedbir kararının kaldırılması gerekeceği veya şiddet uygulayan gibi bir yaptırımla karşılaşabileceği konusunda tartışmalar bulunmaktadır.25
- YAĞCIOĞLU, Ali Haydar. “6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlemesine Dair Kanun ve Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, Özel Sayı: Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a Armağan, 2017, s. 929 ↩︎
- YAĞCIOĞLU, s. 930 ↩︎
- ÖZBİLEN, Arif Barış/SOYGÜT-ARSLAN, Mualla Buket. “6284 Sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un Değerlendirilmesi”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 10. Yıl’a Armağan, Y. 11, S. 22, 2012, s. 384 ↩︎
- ERCOŞKUN ŞENOL, H. Kübra. “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Üzerine Bir İnceleme”, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, Yıl 7, Sayı 13, Haziran 2019, s. 440 ↩︎
- YAĞCIOĞLU, s. 949 ↩︎
- YAĞCIOĞLU, s. 940 ↩︎
- GÜNAY, Mehmet. “6284 Sayılı Kanuna Göre Koruyucu ve Önleyici Tedbirler”, TAAD, Yıl:3, Sayı:10 (Temmuz 2012), s. 665 ↩︎
- ERCOŞKUN ŞENOL s. 441 ↩︎
- TIĞLI, Hüseyin. “Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Yer Alan Tedbirler ve Bunların Uygulanması”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Y. 1, S. 5, 2011, s. 518 ↩︎
- GÜNAY, s. 666 ↩︎
- TIĞLI, s. 520 ↩︎
- TIĞLI, s. 522 ↩︎
- ERCOŞKUN ŞENOL, s. 442 ↩︎
- ERCOŞKUN ŞENOL, s. 445 ↩︎
- YAĞCIOĞLU, s. 947 ↩︎
- YAĞCIOĞLU, s. 951 ↩︎
- ERCOŞKUN ŞENOL, s. 447 ↩︎
- ERCOŞKUN ŞENOL, s. 448 ↩︎
- GÜNAY, s. 678 ↩︎
- GÜNAY, s. 680 ↩︎
- ÖZTÜRK, Necla. “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun Getirdiği Bazı Yenilikler ve Öneriler”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 8, S. 1, 2017, s. 22 ↩︎
- 27.03.2014 Tarih ve 28954 sayılı Resmi Gazete. ↩︎
- GÜNAY, s. 682 ↩︎
- GÜNAY, s. 683 ↩︎
- ERCOŞKUN ŞENOL, s. 450 ↩︎
